İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Karacakaya, Ermeni olaylarının tarihsel travmasının nasıl bir endüstriye dönüştürüldüğünü ve bu endüstrinin finansörlerini, aktörlerini ve kazananlarını detaylı bir şekilde inceledi.

Refah Sınır Kapısı'nı kim yönetecek? Refah Sınır Kapısı'nı kim yönetecek?

Ermeni diasporasının, Türkiye'nin 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanımasını ve tazminat taleplerini sürekli olarak gündemde tuttuğu vurgulanıyor. Soykırım iddiaları, günümüzde siyasi amaçlarla da sık sık gündeme getiriliyor ve Ermeniler açısından önemli bir ekonomik kaynak kapısı olarak görülüyor.

Ermeni lobilerinin, sözde soykırım iddialarını canlı tutmak için yılda 100 milyon dolardan fazla para ayırdığına dikkat çekiliyor. Bu lobilerin en etkili olduğu ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Almanya'nın geldiği belirtiliyor. Güçlü bir diaspora Ermenisi nüfusunun bulunduğu bu ülkelerde, kamuoyunu etkileme gücünün yüksek olduğu ifade ediliyor.

Diaspora Ermenileri, mülkiyet hakları üzerinden Türkiye'ye soykırım iddialarını kabul ettirmek için yeni stratejiler geliştiriyor. Bu çerçevede, emval-i metruke konusu öne çıkıyor ve dini kurumlar tarafından kurulan vakıf davaları ön plana çıkıyor. ABD ve Avrupa'da açılan davalarla Türkiye aleyhine tazminat taleplerinin arttığına dikkat çekiliyor.

Ermeni diasporasının, Türkiye'ye karşı açtığı davaların Amerika'da reddedilmesine rağmen, Avrupa'da da benzer girişimlerde bulunduğu ifade ediliyor. Bu davaların sonuçları ve etkileri, Türk-Ermeni ilişkileri ve tazminat talepleri açısından önem arz ediyor.

Prof. Dr. Recep Karacakaya'nın analizi, soykırım endüstrisinin karmaşık yapısını ve günümüzdeki siyasi, ekonomik ve hukuki boyutlarını derinlemesine ele alıyor.

Kaynak: AA-Anadolu Ajansı