Türkiye ve Yunanistan arasındaki diplomatik tarih incelendiğinde uzun bir süreklilik ve çalkantılı bir seyirle karşılaşılıyor. İki ülke arasındaki ilişkiler, imparatorluk döneminden günümüze kadar pek çok zorlukla ve krizle mücadele etti.

Türkçe'nin Dünya Üzerindeki Yükselişi: Kültür ve Dil Bağlantısının Etkisi Türkçe'nin Dünya Üzerindeki Yükselişi: Kültür ve Dil Bağlantısının Etkisi

Londra Protokolü ile 1830'da bağımsız devlet statüsü kazanan Yunanistan 1834'e kadar Babıali ile herhangi bir diplomatik temas sağlayamadı. Bunun öncelikli gerekçesi "millet-i sadıka" olarak görülen eski tebaanın imparatorluğun içeriden yıkımını sağlayan ilk isyan hareketini başlatmasıydı. Sultan 2. Mahmut’un Yunanlara küskünlüğü vefatına kadar sürdü ve Türk-Yunan ilişkileri de Sultan Abdülmecit’in tahta çıkışına kadar donduruldu. Sultan Abdülmecit, babası 2. Mahmut'tan farklı olarak Yunanistan’a karşı ılımlı bir siyaset izledi ve ilk defa 7 Aralık 1839'da dönemin Dışişleri Bakanı Konstantinos Zografos’u Saray’a kabul etti. Böylece Zografos, Yunan Devleti’nin Babıali huzurunda resmi statüyle kabul edilen ilk devlet temsilcisi oldu.

1923 Lozan Barış Antlaşması, Türk-Yunan ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Ancak, Kıbrıs, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz gibi konularda belirsizlik devam ediyor.

Türk-Yunan ilişkilerinde barış döneminin başlangıcı 1923 Lozan Barış Antlaşması olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda Lozan Antlaşması, her iki ülke arasındaki ahdi statünün de kurucu metnidir. Barış görüşmeleri boyunca iki ülke egemenlik sınırları, azınlıklar ve mali konularda çözüm arayışlarına girdi. Bu sorunların karara bağlanması da ileriki dönemlerde Türkiye ve Yunanistan arasındaki tüm uyuşmazlık, çatışma ve krizlerin Lozan Antlaşması ekseninde ele alınmasını sağladı.

7 Aralık 2023'te imzalanan "Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi", Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor.

İlk diplomatik temasların aksine her iki ülke lideri gerçekleştirdikleri karşılıklı ziyaretlerde kamuoyunun da yoğun ilgi ve desteğini aldı. Halklar çatışmadan müstakil Türk-Yunan ilişkilerini kriz değil dostluk temelli bir yaklaşımla hatırlamak istiyor. Dolayısıyla Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in 13 Mayıs 2024’te Türkiye’ye yapmayı planladığı resmi ziyaret belki kronik sorunların çözümünde yeterli güce sahip olmasa da dostluk ilişkilerin sürdürülebilirliği noktasında kritik önemi haizdir. Zira 1839’dan 2024’e kadar tüm süreçlerde Türkiye ve Yunanistan arasında kalıcı çözüm arayışları bir yönüyle hep devam etti. Atılan her adım bir gün küçük çakıl taşları gibi iki ülke arasındaki köprünün temelini inşa edecektir.

Kaynak: AA-Anadolu Ajansı