İslam dünyası Ramazan-ı Şerif'e erişmenin mutluluğunu yaşıyor. Rahmet ve merhamet iklimi Ramazan’da müminlerin üzerine de birçok görev düşüyor. Peki, bu görevler neler? Ramazan, insana nasıl bir maneviyat kazandırıyor? Müminler bu özel ayı nasıl değerlendirilmeli?

Şanlıurfa İl Müftü Yardımcısı İbrahim Halil Aslan, Ramazan ayı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

"Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim nazil olmuştur"

Mali Müşavirler: Artan iş yükünden dolayı nefes almakta güçlük çekiyoruz! Mali Müşavirler: Artan iş yükünden dolayı nefes almakta güçlük çekiyoruz!

Aslan, "Özlemle beklediğimiz 11 ayın sultanı Ramazan ayı geldi. Tabi geçen sene bizimle vedalaşırken bir emaneti aramızda bırakmıştı. Malumunuz Ramazan'da Kur’an-ı Kerim nazil olmuştur. Dolayısıyla bu yıl da gelince Kur’an-ı Kerim'le ilgili acaba neler yaptık, neler yapamadık; bunun bir yoklaması için gelmiş oldu. Her sene Ramazan ayının tekrarı aynı zamanda bunu da ifade eder." dedi.

"Kur’an-ı Kerim'den uzak durmamak adına mukabeleleri takip etmeliyiz"

İbrahim Halil Aslan

Ramazan ayına has olan sahur ve mukabele hakkında bilgi veren Aslan, "Özellikle Ramazan ayının dışında yapılmayan genelde Ramazan ayında yapılan ibadetlere baktığımız zaman başlangıçta sahur yemeği gelir. Yani sahurda her ne kadar bizatihi bir ibadet olmasa da Allah'ın rızasının gözetildiği, sıcacık yataklarımızdan oruçlarımız için o saate kalkıyoruz. Bizler Allah’ı zikrediyoruz, Allah’ı anıyoruz; gece namazı veya ardından sabah namazına geçip mukabeleyi dinlememizdir. Her yıl Ramazan ayında bütün camilerimizde mukabeleler okunmakta. Mukabele dediğimiz şey Kur'an'ın karşılıklı olarak birini okuyup diğerinin dinlemesidir. Her yıl Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ile Cebrail Aleyhisselam birbirlerine Kur'an'ı arz edip dinlerlerdi. En son Peygamber Aleyhisselam vefat edeceği yıl, iki defa Cebrail Aleyhisselam'a Kur’an'ı arz etmiş mukabelede bulunmuştur. Dolayısıyla mukabele de bir Peygamber Aleyhisselam'ın sünnetidir. Biz de Kur’an-ı Kerim'den uzak durmamak adına bu ayda mukabeleleri takip etmeliyiz, kendi kendimize en azından bir hatim indirebilmeliyiz." diye konuştu.

"Kişinin kendini muhasebeye çekmesi gerekir"

Kur’an-ı Kerim’in içermiş olduğu mesajlara yoğunlaşılması gerektiğine dikkat çeken Aslan, şöyle devam etti:

"Ramazan ayı geldiği zaman Kur’an-ı Kerim’e daha fazla yoğunlaşıyor, ibadet olması hasebiyle daha fazla okuyoruz. Bizler aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’in içermiş olduğu mesajlara da yoğunlaşmamız gerekiyor. 'Kur’an-ı Kerim bize neyi anlatmakta, neyi ifade etmekte, Allah celle celalühu bu kelamı ile bizlere neyi öğütlemektedir?' diye kişinin kendisini iç muhasebesini yaparak ona göre okuması, düşünerek tedebbür ederek, yani 'hayatıma acaba Kur’an-ı Kerim’in yansıması nedir, ne olması gerekir, olmuş mudur?' gibi sorular sorarak kişinin kendisini muhasebeye çekmesi gerekir. Kur’an-ı Kerim dünyevi bütün hükümlerin temel meselelerini barındırmakta. Kişi Kur’an-ı Kerim’in lafzını okudu ardından mealini tefsirini okuduğu zaman bu elbette özellikle hayatına bir anlam katacaktır. Ramazan ayı geldiği zaman insanların daha fazla rağbet ettiği ibadettir teravih namazı. Teravih namazı 'tervihe' kelimesinin kökünden gelmekte, onun çoğuludur. Rahatlama, rahatlatma ve dinlenmeyi ifade eden bir kelimedir. İkişer rekat teravih kılındığı zaman on adet dinlenme olmuş oluyor ve dörder rekat olarak kılındığı zaman da beş adet dinlenme söz konusudur. O her dört rekat ve her iki rekat arasında yapılan dinlenme 'terbihe' denildiği için bir çok terbihenin ard arda gelişiyle teravih kelimesi de gelmiş oluyor."

"Her Ramazan ayında camilerimizde teravihi eda etmekteyiz"

Şanlıurfa'da hatimle ve Enderun usulü teravihin kılındığını anımsatarak Şanlıurfalılara çağrıda bulunan Aslan, "Bizler Peygamber Aleyhisselam'ın sünnetine uyarak cemaatimizle beraber her Ramazan ayında camilerimizde teravihi eda etmekteyiz. Bütün ilçelerimizde 1-2 veya daha fazla camide hatimle teravih namazı kılınmaktadır. Özellikle hatimle teravihin daha makbul olduğu bu konuda cemaatin de azami hassasiyet göstermesi gerektiğini sizin aracılığınızla cemaatimize iletmiş olalım. Son birkaç yıldan beri aslında geçmişi uzun yıllara dayanan bir Enderun usulü teravih namazının kılınması var. Bu yıl da bizler Mevlânâ Celalettin Rumi Camisinde Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan gecelerde Ramazan ayı boyunca Enderun usulü teravih namazı eda edilecektir. Dileyen arzulayan kardeşlerimiz ve dostlarımız olursa oraya da gidebilirler." diye belirtti.

"Kişinin bütün benliğine oruç tutturması lazım"

Kişinin ibadet açısından kendi hayatını programlayabileceği Ramazan ayını iyi değerlendirmesi gerektiğini belirten Aslan, "Ramazan ayı ibadet ayıdır. Yani Kur’an-ı Kerim’in indirildiği aydır. Kur’an-ı Kerim hayat kitabıdır. Dolayısıyla ibadet açısından kendi hayatını programlayabileceği bir ay olması lazım. Kişinin sahura kalkmasıyla beraber zaten ibadet programı başlamış oluyor. Ardından imsak vaktinin girmesiyle oruç tutmuş oluyor. Oruç tutma dediğimiz kişinin sadece yeme içme veya cinsi arzu isteklerden uzak durarak değil, bütün benliğine oruç tutturması lazım. Onun için âlimler orucu üç kısma ayırır. İnsanların tuttuğu oruç kişinin yeme içme ve cinsi ilişkiden uzak durmasıdır. Has olan özellikle bir üst tabakada olan insanlar ibadet açısından kendisini Allah’a adamış olan insanların orucu ise yeme içme cinsi ilişki ile beraber kişinin bütün uzuvlarını haramlardan sakındırmasıdır. Allah‘ın rızasının olmadığı hiçbir eylem veya dinlemede bulunmayışıdır. Gözüne oruç tutturacak, kulağına oruç tutturacak, diline tutturacak. Üçüncü oruç ise bu da zor olan herkesin yapamayacağı, kişinin kendi düşüncesine oruç tutturmasıdır. Allah’ın rızası olmayan düşüncelere kişinin kendisini uzak tutmasıdır. Bu da herkesin yapamayacağı ki zor bir durumdur çünkü insanın iç dünyası ile alakalı olan bir şeydir. Sen o düşünceyi bedeninden uzak tutacaksın, böyle bir oruçtan bahsediyoruz." dedi.

Muhabir: MEHMET MEKİ AKGÜL